TARSUS ATATÜRK LİSESİ

Tarsus Atatürk lisesi gençliğinin uğrak yeri
 
AnasayfaKapıSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

 

Indiana jones'in muhteşem dönüşü

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Yazar Mesaj
OqaN
YENİ ÜYELER
YENİ ÜYELER
avatar

Erkek
Yaş : Kayıt tarihi : 11/09/08 Mesaj Sayısı : 117 Nerden : Tarsus İş/Hobiler : Öğrenciyim Lakap : Yok

MesajKonu: Indiana jones'in muhteşem dönüşü   C.tesi Eyl. 13, 2008 5:14 am

alıntıdır






Steven Spielberg, George Lucas ve Harrison Ford, Indiana Jones ve Kristal Kafatası Krallığı'nda bizleri bir kez daha büyük bir maceraya davet ediyor. Sinema dergisi, mayıs sayısında Indiana Jones'a özel bir dosya hazırladı..

Şimdiye kadar Museviler'in kutsal Ahit Sandığı'nı (Kutsal Hazine Avcıları, 1981), Hindu inanışına göre kutsal sayılan Sankara taşlarını (Kamçılı Adam, 1984) ve en nihayetinde İsa'nın son yemeğinde kullandığı, sonsuz hayat verdiğine inanılan Kutsal Kase'yi (Son Macera, 1989) gün ışığına çıkarıp, tehlikeli ellerden koruyan kamçılı adam, şapkalı kahraman, yani Indiana Jones, neredeyse 20 yıl sonra yeniden karşımızda! Steven Spielberg ve George Lucas'ın yarattığı, Harrison Ford'un unutulmaz performansıyla ölümsüzleşen ve sinemanın gördüğü en eğlenceli maceralardan bazılarına kaynaklık eden seri, birçoklarımız için nostaljik bir değer taşıyor. Popüler sinemada 70'li ve 80'li yılların kült figürlerine doğru bir geri dönüşün yaşandığı şu yıllarda, onun geri dönmesi pek de sürpriz değil. 30'ların ucuz macera ve bilimkurgu serilerine benzeyen ve ana karakteri Indy sayesinde eğlenceli bir egzotik maceraya dönüşen Indiana Jones filmleri, 1981 yılında gösterime giren Raiders Of The Last Ark'la (Kutsal Hazine Avcıları) başlayıp, ortalığı duman etmek suretiyle, 1984 yapımı Temple of the Doom'la (Kamçılı Adam) devam etmiş, 1989'da gösterime giren The Last Crusade'le (Son Macera) sona ermişti.

SOVYET AJANLARI
Spielberg, yeni filmle ilgili yaptığı açıklamalardan birinde, üçüncü filmin son film olduğunu izleyicilere belirtmek için, Indiana'nın atıyla batan güneşe doğru ilerlediği bir nevi veda sekansıyla filmi nihayete erdirdiklerini, izleyicinin de bu güzel vedayı kabullendiğini düşündüklerini belirtiyor. Fakat Spielberg, üçüncü film gösterimden kalktıktan çok kısa bir süre sonra Harrison Ford'dan aldığı bir telefonla aslında serinin hayranlarının bu vedayı pek de kabullenemediğini öğrenmiş. Etrafındaki birçok kişinin ve serinin hayranlarının dördüncü devam filmi için tam anlamıyla başının etini yediğini söyleyen Ford: "Eğer hoşumuza giden bir senaryo bulursak, dördüncü bir filmi mutlaka yapmalıyız," diyerek telefonu kapatmış. En sonunda Spielberg Munich'ten sonraki yeni filminin dördüncü Indiana Jones olacağını ilan etti. Soğuk Savaş döneminde geçen, Indy'nin karşısına Sovyet istihbarat birimini ve MacCarthyizm'i diken bir macerayla kahramanımız sonunda geri döndü. Şapkalı kahramanımız Indy, ilerleyen yaşına rağmen rahat durmayıp, küçük çaplı maceralara girişmektedir ve dostu Mac'le birlikte Sovyet ajanların kurduğu bir tuzaktan güç bela kurtulmuştur. Bu olayın ardından arkeoloji derslerine devam ettiği Marshall College'e geri dönen kahramanımız, tam burada huzurlu bir şekilde yaşamına devam edeceğini düşünürken, okul yönetimindeki bir arkadaşından hükümetin onu kovmak için üniversiteye baskı yaptığını, çünkü karıştığı son olaylar sonucunda devlet için şüpheli bir sima haline geldiğini öğrenir. Bunun üzerine okulu terk eden Indy, kasaba dışında yaşayan ve yolunun üzerinde sürekli gördüğü asi bir genç olan Mutt'la işbirliği yapmak zorunda kalacaktır. Zira plana göre Indy eğer Mutt'a yardım ederse, o da profesöre bildiği bir sırrı anlatacak ve ikili belki de dünya tarihinin en önemli arkeolojik keşiflerinden birine, Akator'un Kristal Kafatası'na ulaşacaktır... Mutt ve Indy'den oluşan tuhaf ikili, Peru'nun balta girmemiş ormanlarında efsanevi altın şehrin bulunduğu bölgede ilerlerken, yalnız olmadıklarının farkına varırlar. Peşlerinde, Kristal Kafatası'nı en az onlar kadar isteyen Sovyet ajanlar vardır ve ikilinin inancına göre Sovyetler, gizemli güçlere sahip bu kafatasını bulduğunda, dünyanın başına hiç de iyi işler gelmeyecektir. Sovyet ajan ekibinin başındaysa, güçlü bir rakip olan ajan Irina Spalko vardır...

JAMES BOND ETKİSİ
Steven Spielberg'in James Bond hayranlığı dikkate alındığında, Soğuk Savaş döneminde geçen bir ajan hikâyesini de bünyesinde barındıran böyle bir senaryoyu çekmek için neden büyük bir heves duyduğunu anlamak zor değil. Hikâyede dikkat çeken en önemli noktalarsa, yeni karakterler elbette. Eski filmlerden sadece Indy'nin büyük aşkı Marion'u bünyesinde barındıran film, Indy'nin yardımcısı Mac, arkeolojiye meraklı asi genç Mutt, ajan Irina Spalko gibi yeni simalarla bizleri tanıştırırken, eski filmlerde ismi geçen ancak yüzü hiç görünmeyen bir karakter de filme sürpriz bir biçimde dahil oluyor ve Marion'un babası, Indy'nin ustası Abner Ravenwood da hikâyenin bir noktasında karşımıza çıkıyor...

* * *
Kimler geldi kimler geçti

Serinin şimdiye dek gösterime giren üç filminde kimlerle karşılaşmıştık bir hatırlayalım.....

Indiana Jones
Tüm seri boyunca Harrison Ford tarafından canlandırılan esas oğlan Indiana, mükemmeliyetçi bir edebiyat profesörünün oğlu olarak dünyaya gelmiş, annesini çok erken yaşta kaybetmiş ve çocukken zamanının çoğunu ya okulda ya da yaz kamplarında yalnız geçirmiş bir yarı akademisyen yarı maceraperest... Üniversitedeyken iki dirhem bir çekirdek giyinip, kızların iç geçiren bakışları arasında ders anlatan, okulda olmadığı zamanlardaysa, şapkasını takıp, deri ceketini giyerek dünyanın ayak basılmamış bölgelerinde türlü maceraya atılan Dr. Jones, bulduğu ganimetleri müzelere teslim etmekte, görevinin karşılığınıysa kültür mirasını koruyan fonlardan almaktadır. Kadınlarla arası hiçbir zaman tam anlamıyla iyi olmayan, neredeyse her bölümde yeni bir gönül macerasına atılıp her biriyle de fırtınalı bir ilişki yaşan Indiana'nın bir kahraman olarak en büyük özelliğiyse ne yaptığını bilmekle bilmemek arasında sürekli gidip gelen o tekinsiz hali olsa gerek. Sakarlığa ve şapşallığa varan davranışları nedeniyle sürekli kendini bir beladan bir diğerine atması da cabası.Kamçısı ve imajıysa çocukluğundan mirastır...

Dr. Marcus Brody
The Raiders Of The Lost Ark (Kayıp Hazine Avcıları) ve serinin son filmi Indiana Jones and the Last Crusade'de (Son Macera) yer alan Dr. Brody, Indie için bir nevi baba figürü, kimi zaman da ona yardımcı olan ya da ona yeni görevler veren bir iş ortağı olarak çıkar karşımıza. Serinin en eğlenceli karakterlerinden biri olan Brody, aslında James Bond filmlerindeki 'M'in işlevini görür biraz da. En az Indiana kadar arkeoloji bilgisine sahip ama iş maceraya gelince Indiana'dan beş bin kat daha sakar ve beceriksiz olan Brody'yi, seri boyunca İngiliz aktör Denholm Elliott canlandırmıştı...

Sallah
Tüm serinin en sempatik ve en yetenekli yan karakterlerinden biri olan Sallah da ilk film ve son filmde karşımıza çıkmış, kendisine, yakın dönemde bir diğer efsane Yüzüklerin Efendisi serisindeki .Gimli rolüyle de tanıdığımız usta İngiliz aktör John Rhys Davies hayat vermişti. Kahire'de çoluğuyla çocuğuyla yaşayıp giden ve Indiana Jones'un en umutsuz anlarında ona lojistik destek sağlayan Sallah, aynı zamanda kalenderliği ve gamsızlığıyla da gönülleri kazanmıştı.

Prof. Henry Jones
"Böyle şahsına münhasır bir karakterin babası nasıl bir adamdır acep?" diye merak eden izleyicilere cevaben, Spielberg ve Lucas son filmde Henry Jones'u devreye sokmuş, Spielberg'in James Bond takıntısı sağ olsun, bu rolü de Sean Connery oynamıştır. Prof. Jones, hayatını Kutsal Kase'yi bulmaya adamış bir Ortaçağ edebiyatı uzmanıdır ve başını belaya sokmakta Indiana'dan aşağı kalır yanı yoktur.

Rene Belloq
İngiliz oyuncu Paul Freeman tarafından canlandırılan Belloq, her defasında Indiana'nın karşısına çıkıp işlerini bozan gerçek bir sahtekârdır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör

Indiana jones'in muhteşem dönüşü

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
TARSUS ATATÜRK LİSESİ :: TARSUS ATATÜRK LİSESİ KÜLTÜR-SANAT :: SİNEMA... -